0

Pırlantanın Anatomisi

Pırlantanın Anatomisi
2Ağustos2020
Pırlantanın Anatomisi

Pırlantanın formunu üç bölüme ayırıyoruz; taç (crown), kemer (girdle) ve külah (pavillion).

Elmasın işlenmiş her bir yüzeyine de faset denilir. Şekillerine göre de her bir fasetin ismi bulunur. Taç kısmından başlayacak olursak;

Pırlantada en büyük fasetine “tabla (1)” denir. Tablanın etrafını çevreleyen üçgen fasetlere “yıldız faseti (8)”, oradan da alta doğru bezel ya da şev (8) faseti ve kemerle buluşanlara ise “üst yarım ya da üst kemer faseti (16)” adı verilir. Kemerin altında üst yarım fasetlerinin hizasından aşağı doğru olan yüzeye de “alt yarım ya da alt kemer faseti (16)”, onların arasından da külah ucuna doğru olanlara ise “külah yıldızı (8)” adı verilmiştir.
 



Pırlanta kesimin taç kısmında 33 tane, külah kısmındaysa 24 tane faset ile 57adet fasetten oluşur. Elmas doğanın en sert maddesine olmasına rağmen elbette ki onunda kırılmaya karşı daha hassas olduğu durum ve yerleri vardır. Külah ucu da bu hassas yerlerden birisidir. Her şeyde olduğu gibi incelen bölümler daha kırılgandır. Bunun için de pırlantanın külah ucunda kırılmaya sebebiyet vermeden kesildiği görülmektedir. Külah ucunun kesildiği durumlarda da 58 tane faseti vardır diye kabul edilir. Elbette ki bunun kırılmış bir bölümü düzeltmek veya ham elmasın sivrilmeye gidecek kadar yeri olmaması gibi durumlarda yapıldığı da bilinmektedir. Burada önemli olan külah ucundaki fasetin boyutudur. Belli bir ölçüye kadar olanlarda bir etki farkı görülmezken faset büyüdükçe de kesim kalitesinde sınıfı değişir.

Marcel Tolkowsky’nin 1919 yılında tasarladığı “Full Cut Brilliant” bizim pırlanta olarak tanımladığımız bu form, o dönem için büyük bir buluştu. Pırlantanın maksimum parıltılı formu olarak tanıtıldı. Ancak ilerleyen zamanlarda daha farklı kesim tarzları da gündeme geldi.

1940 yılında geliştirilmiş olan 1949 yılında geliştirilmiş olan 86 fasetten oluşan - King Cut 102 fasetten oluşan – Magna Cut



 

Başlıca örnek olarak bu iki kesimi sunabiliriz ancak pırlanta kesim üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. Evet, pırlanta kesimden daha parıltılı formlar elde edilmiştir ancak faset sayısı arttığı ve faset boylarının küçülmesiyle pırlantanın o yalın şıklığı kaybedildiği için bu kesimler tutulmamıştır.

Tolkowsky’nin 1919’daki kesim tarzı Amerika Birleşik Devletlerinde ideal kesim kabul görür. Zaman içerisinde farklı kesim tarzlarının aranmasının yanı sıra elde olan ideal kesimin üzerine geliştirme çalışmaları yapılmıştır. 1926’da Johnson ve Roesch bu adımı atanlardır. Yaptıkları çalışma kalıcı bir hal almasa bile başkalarına örnek olmuştur. 1939 yılında Eppler’in tecrübesiyle geliştirdiği kesim oranlarıyla parlaklık artmıştır ve Almanya’da pırlanta kesim standardı olarak kabul görmüştür. 1951 yılında Parker’ın çalıştığı kesim oranlarında yansıma artarken dispersiyon düştüğü için pek kabul görmemiştir. 1968 yılında da İskandinav standardı olarak tanıtılan ve İskandinav ülkelerinde kabul gören bir kesim oranları da ortaya çıkmıştır. 1972 yılında ise matematiksel olarak maksimum parlaklığın elde edildiği Eulitz oranları bulunmuştur.
 


 

Pırlanta eğitimlerimize katılmak için başvuru formundan veya egitim@sinapirlanta.com mail adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.