Sepetim
Sepetiniz boş
Pırlantanın parlaklığını belirleyen tek faktör karat değil kesimdir. Gemolojik derecelendirmede parlaklık üç ayrı bileşene ayrılır: taştan geri dönen toplam beyaz ışık, ışığın renklerine ayrılmasıyla oluşan renk oyunu ve taş hareket ettikçe ortaya çıkan aydınlık ile karanlık alanların değişimi. Bu üç bileşeni sırasıyla oran ve açılar, simetri ile cila, berraklık, renk derecesi, floresan, montür tipi ve taşın yüzeyindeki kirlilik belirler. Listedeki son madde en çok küçümsenen ama en hızlı sonuç veren faktördür; el kremi ve sabun kalıntısıyla kaplanmış bir pırlanta, kesim notu ne olursa olsun sönük görünür. "Karat büyüdükçe taş daha çok parlar" biçimindeki yaygın kabul ise yanlıştır; kötü kesilmiş 1,50 karatlık bir taş, iyi kesilmiş 1,00 karatlık bir taşın yanında belirgin biçimde donuk kalır.
Pırlantada Parlaklık Hangi Bileşenlerden Oluşur?
Gemolojide "parlaklık" tek bir özellik değil, üç ayrı görsel etkinin toplamıdır. Bir taşı değerlendirirken bu üçünü ayrı ayrı görmek, iki taş arasındaki farkı tanımlamayı kolaylaştırır.
Bu üçü birbirinden bağımsız değildir ama her zaman birlikte artmaz. Çok sığ kesilmiş bir taşta beyaz ışık geri dönebilir, ancak renk oyunu zayıf kalır. Çok derin kesilmiş bir taşta ise ışık taşın altından kaçar ve hem parlaklık hem renk oyunu düşer.
Kesim notunun yalnızca yuvarlak brilliant kesime verildiğini bilmek burada önemlidir. Oval, damla, markiz ve prenses gibi fantezi kesimlerde bağımsız laboratuvarlar kesim notu düzenlemez; bu taşlarda değerlendirme oranlar, simetri ve cila üzerinden yapılır. Konunun ayrıntısı için oval pırlanta yüzük neden daha büyük görünür yazısını inceleyebilirsiniz.
Kesim Oranları Parlaklığı Nasıl Etkiler?
Bir pırlantanın parlaklığı, ışığın taşın içine girip fasetlerden yansıyarak yeniden üstten çıkmasıyla oluşur. Bu yolculuğun verimli olup olmadığını taşın oranları belirler. Oranlar bozuksa ışık taşın altından ya da yanından kaçar ve geri dönmez.
Oranların bozulması iki tanınmış görünüm hatası üretir. Aşırı sığ kesimde taşın merkezinde camsı ve donuk bir alan oluşur; sektörde bu görünüme balıkgözü denir. Aşırı derin kesimde ise taş, karatına göre küçük görünür ve merkezde koyu bir bölge belirir; bu görünüm çivi başı olarak adlandırılır.
Pavyon açısı bu tablodaki en hassas kalemdir. Bir derecelik sapma bile ışığın geri dönme oranını gözle fark edilir biçimde değiştirir. Bu nedenle iki taş aynı karat, aynı renk ve aynı berraklıkta olsa bile kesim notları farklıysa parlaklıkları belirgin biçimde ayrışır.
Simetri ve Cila Parlaklığı Nasıl Etkiler?
Simetri, taştaki fasetlerin hizalanma düzenidir; cila ise fasetlerin yüzey pürüzsüzlüğüdür. İkisi de kesim notunun bileşenidir ancak ayrı ayrı derecelendirilir.
Simetri bozuk olduğunda fasetler ışığı beklenen açıyla karşılamaz ve taştan dönen ışık düzensiz dağılır. Bu, gözle bakıldığında taşın bir bölgesinin sürekli sönük kalması olarak fark edilir.
Cila bozuk olduğunda ise faset yüzeylerinde mikroskobik izler kalır. Bu izler ışığı yansıtmak yerine dağıtır ve taşın yüzeyinde hafif bir bulanıklık oluşur. Cila kusurları çıplak gözle çoğunlukla görünmez, ancak toplam parlaklığa etkisi vardır.
Fantezi kesimlerde bu iki değer daha kritiktir. Kesim notu verilmediği için simetri ve cila, kesim kalitesinin ölçülebilir tek göstergesi haline gelir; bu kesimlerde Very Good ve üzeri değerler aranmalıdır.
Berraklık Parlaklığı Ne Kadar Etkiler?
Berraklık, taşın içindeki ve yüzeyindeki oluşumların derecesidir. Parlaklıkla ilişkisi doğrudan değil koşulludur; her iç oluşum parlaklığı düşürmez.
Belirleyici olan üç ölçüt vardır:
Bu nedenle SI1 derecesindeki iki taş birbirinden farklı parlayabilir. Rapordaki harf kodu tek başına parlaklık hakkında karar vermeye yetmez; oluşumun taş üzerindeki konumunu gösteren şema da okunmalıdır. Berraklık derecelerinin ayrıntısı için pırlanta berraklığı nedir yazısına bakabilirsiniz.
Yaygın bir yanlış, berraklığın parlaklıkla eş anlamlı sayılmasıdır. IF derecesindeki kötü kesilmiş bir taş, VS2 derecesindeki iyi kesilmiş bir taştan daha sönük görünür. Sıralama nettir: kesim, berraklıktan önce gelir.
Renk Derecesi Parlaklığı Etkiler mi?
Renk derecesi taşın genel aydınlığını değil, ışığın algılanan netliğini etkiler. Renksiz bir taşta geri dönen ışık nötr beyazdır; sarımsı tonlu bir taşta aynı ışık hafif sıcak bir renk taşır ve kontrast azalır.
Etki, taşın büyüklüğüne göre değişir. Küçük taşlarda renk farkı gözle güç ayırt edilir; 1,00 karat ve üzeri taşlarda ise sarımsı ton belirgin hale gelir, çünkü ışığın taş içinde kat ettiği yol uzar.
Montür rengi bu etkiyi değiştirir. Sarı altın montürde G ile J aralığındaki bir taşın sıcak tonu metalin rengine karışır ve fark edilmez; beyaz altın ya da platin montürde aynı taş metalin beyazlığıyla karşılaştırıldığı için daha sarımsı görünür. Bu, montür seçimini renk derecesiyle birlikte değerlendirmeyi gerektirir.
Floresan Pırlantanın Parlaklığını Düşürür mü?
Floresan, bazı pırlantaların morötesi ışık altında mavi ışıma yapmasıdır. Doğal bir özelliktir ve gemolojik raporlarda ayrı bir başlık olarak belirtilir.
Etkisi çoğu taşta nötr, bir bölümünde ise olumludur. Hafif sarımsı tonlu taşlarda mavi floresan sarı tonu dengeler ve taşın gün ışığında daha renksiz görünmesini sağlar.
Buna karşılık çok güçlü floresana sahip taşların küçük bir bölümünde sütlü ya da yağlı bir görünüm oluşabilir. Bu durum tüm güçlü floresanlı taşlarda ortaya çıkmaz; bu nedenle floresan bilgisi rapordan okunmakla kalmamalı, taş güçlü floresan taşıyorsa gün ışığında gözle değerlendirilmelidir.
Montür Tipi Parlaklığı Nasıl Etkiler?
Montür, taşı tutan metal yapıdır ve ışığın taşa hangi yönlerden girdiğini doğrudan belirler. Aynı taş iki farklı montürde gözle görülür biçimde farklı parlar.
Tırnak montürde taşın alt bölümü açıkta kaldığı için ışık yalnızca üstten değil, yanlardan ve alttan da taşa ulaşır. Çerçeve montürde ise taşın kenarı metalle sarılıdır; bu montür taşı darbeye karşı korur ancak yan ışık girişini kısıtlar.
Montürün ikinci etkisi kirlilikledir. Kapalı montürlerde taşın altında biriken kir kolay temizlenmez ve zamanla parlaklık düşer. Montür tiplerinin ayrıntısı için pırlanta montür nedir yazısını inceleyebilirsiniz.
Kirlilik Pırlantanın Parlaklığını Ne Kadar Düşürür?
Kirlilik, parlaklığı en hızlı düşüren ve en kolay giderilen faktördür. Pırlanta yağı kendine çeken bir yüzeye sahiptir; el kremi, güneş kremi, sabun ve deri yağı taşın alt yüzeyinde ince bir film oluşturur.
Bu film ışığın taş içine girmesini ve geri yansımasını engeller. Sonuç, kesim notu Excellent olan bir taşın bile gözle fark edilir biçimde sönük görünmesidir. Kullanıcıların "taşım eskisi kadar parlamıyor" gözlemi, vakaların büyük bölümünde bir kalite kaybı değil bu film tabakasıdır.
Evde temizlik için ılık suya birkaç damla sıvı sabun ekleyin, yüzüğü 10 ile 15 dakika bekletin, yumuşak diş fırçasıyla taşın alt yüzeyini ve tırnak diplerini fırçalayın, durulayıp tüy bırakmayan bezle kurulayın. Günlük takılan bir pırlantalı yüzükte bu işlemin haftada bir tekrarlanması parlaklığı korur.
Bir Pırlantanın Parlaklığı Nasıl Değerlendirilir?
Değerlendirme rapor okumakla başlar ama rapora bakarak bitmez. Sıralama şu şekilde kurulmalıdır:
Mağazada yapılan değerlendirmede ışık ortamı en sık gözden kaçan değişkendir. Vitrin aydınlatması yoğun ve yönlendirilmiş ışık kullanır; bu ortamda ortalama kesimli bir taş bile canlı görünür. Aynı taşı pencere kenarında, doğrudan güneş almayan yayılı ışıkta incelemek daha gerçekçi bir sonuç verir.
Pırlantanın Parlaklığı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Soru: Karat büyüdükçe pırlanta daha mı çok parlar?
Cevap: Hayır. Karat taşın ağırlığını gösterir, ışık performansını değil. Kötü kesilmiş büyük bir taş, iyi kesilmiş küçük bir taşın yanında donuk kalır. Parlaklığı belirleyen ana faktör kesim oranlarıdır.
Soru: Berraklığı yüksek pırlanta daha mı parlak olur?
Cevap: Zorunlu olarak değil. Berraklığın parlaklığa etkisi, iç oluşumun taşın merkezine denk gelip gelmediğine bağlıdır. IF derecesindeki kötü kesilmiş bir taş, VS2 derecesindeki iyi kesilmiş bir taştan daha sönük görünebilir.
Soru: Floresan pırlantanın parlaklığını bozar mı?
Cevap: Çoğu taşta etkisi nötrdür, hafif sarımsı taşlarda mavi floresan sarı tonu dengeleyerek olumlu katkı yapar. Yalnızca çok güçlü floresana sahip taşların küçük bir bölümünde sütlü bir görünüm oluşabilir; bu durum gün ışığında gözle kontrol edilmelidir.
Soru: Pırlantam neden eskisi kadar parlamıyor?
Cevap: En yaygın sebep taşın alt yüzeyinde biriken krem, sabun ve deri yağı filmidir. Pırlanta yağı kendine çeker ve bu film ışığın geri dönmesini engeller. Ilık sabunlu suda bekletip yumuşak fırçayla temizlemek parlaklığı geri getirir.
Soru: Montür seçimi parlaklığı etkiler mi?
Cevap: Evet. Tırnak montürde taşın yanları ve altı açık kaldığı için ışık girişi en yüksektir; çerçeve ve kanal montürlerde kenarlar metalle çevrili olduğu için yan ışık girişi kısıtlanır. Kapalı montürlerde taşın altında biriken kir de zamanla parlaklığı düşürür.