Yeni Üyeliklere Özel %10 İndirim

Kurumsal

Pırlanta Hakkında

 

Pırlantanın formunu üç bölüme ayırıyoruz; taç (crown), kemer (girdle) ve külah (pavillion).

Elmasın işlenmiş yer bir yüzeyine de faset denilir. Şekillerine göre de her bir fasetin ismi bulunur. Taç kısmından başlayacak olursak; Pırlantada en büyük fasetine “tabla (1)” denir. Tablanın etrafını çevreleyen üçgen fasetlere  “yıldız faseti (8)”, oradan da alta doğru bezel ya da şev (8) faseti ve kemerle buluşanlara ise “üst yarım ya da üst kemer faseti (16)” adı verilir. Kemerin altında üst yarım fasetlerinin hizasından aşağı doğru olan yüzeye de “alt yarım ya da alt kemer faseti (16)”, onların arasından da külah ucuna doğru olanlara ise “külah yıldızı (8)” adı verilmiştir.

Pırlanta kesimin taç kısmında 33 tane, külah kısmındaysa 24 tane faset ile 57adet fasetten oluşur. Elmas doğanın en sert maddesine olmasına rağmen elbette ki onunda kırılmaya karşı daha hassas olduğu durum ve yerleri vardır. Külah ucu da bu hassas yerlerden birisidir. Her şeyde olduğu gibi incelen bölümler daha kırılgandır. Bunun için de pırlantanın külah ucunda kırılmaya sebebiyet vermeden kesildiği görülmektedir. Külah ucunun kesildiği durumlarda da 58 tane faseti vardır diye kabul edilir. Elbette ki bunun kırılmış bir bölümü düzeltmek veya ham elmasın sivrilmeye gidecek kadar yeri olmaması gibi durumlarda yapıldığı da bilinmektedir. Burada önemli olan külah ucundaki fasetin boyutudur. Belli bir ölçüye kadar olanlarda bir etki farkı görülmezken faset büyüdükçe de kesim kalitesinde sınıfı değişir.

 

 

Pırlantanın 4C'si – Cut (Kesim)

Elmas tarih boyunca sağlamlığı ve ışıkla olan dansıyla insanları büyülemiştir. Elmas doğada bulunan en sert madde olduğu için onun ancak başka bir elmasla kesilebileceği anlaşılmıştır. Kesilen elmas düz yüzeyi sayesinde ışıltısını katbekat arttırınca insanoğlu onu işleyip daha çok parlamasını sağlamak için tarih boyunca uğraşmıştır. Işığın havadan elmasa geçişi esnasında hızı ve kırılma açısı hesaplanarak ideal kesimin formu çıkmıştır.

 

Elmasın ilk işlenmeye başladığı yer 14.yy da Hindistan olduğu düşünülmektedir. Oradan İtalya’ya, İtalya’dan da Belçika’ya geçtiği tahmin ediliyor. Kayıtlara geçen ilk profesyonel kesimi ve elmas kesim locası ise 1550 yılında Antwerp’i göstermektedir.

 

Pırlantada içine giren ışığın kırılıp yansıması için tablasının genişliği, tacının yüksekliği, kemerinin kalınlığı ve külahının derinliği taşın çapına göre belli bir seviyede olmalıdır. İdeal ölçülerin üstüne çıktıkça veya altına indikçe kesim kalitesi değişir. Kesim kalitesi 5 sınıftır.

 

 

Excellent – Mükemmel

Very Good – Çok iyi

Good – İyi

Fair – Makul

Poor – Verimsiz

 

 

Pırlantanın 4C'si – Clarity (Berraklık)

 

Berraklık, elmasın oluşumu esnasında içinde ya da yüzeyinde bulunan izleri veya daha sonra oluşan hasarları ifade eder. Elmasın kristalleşme sürecinde oluşan izlerle her biri birbirinden farklı olur, buna doğanın parmak izi denilmektedir. İzlerin adedi, boyutu ve konumu berraklık sınıfını belirlemektedir.

 

BERRAKLIK SINIFLARI

 

GIA (Gemological Institute Of America) gibi Amerikan merkezli kuruluşlarda kullanılan terimler ;

FL – IF – VVS (1-2) – VS (1-2) – SI (1-2) – I (1-2-3)

 

CIBJO (Comite International de Bijouterie Joaillerie, et Orfevre) gibi Avrupa merkezli kuruluşlarda kullanılan terimler ;

LC – VVS (1-2) – VS (1-2) – SI (1-2) – P (1-2-3)

 

Pırlanta, izlerin konum, boyut ve miktarına göre berraklık sınıflarına ayrılmaktadır. 4C kuralı içinde en çok tecrübe isteyen konudur. Taşın kesimi, rengi ve kıratı için belli bir standardı varken berraklıkta yorum farklılıkları görünür. İki farklı uzman farklı görüşlerde bulunabilir, bunlar arasında bir kademe fark oynayabilir. Bu gibi durumlar, uluslararası laboratuvarlarda da görülmektedir, birkaç uzman inceler ve çoğunluğun dediği kabul edilir.

Pırlantanın berraklık sınıfını belirlemek için, taşın içini rahatça görebildiğimiz bir ışıkta 10 kat büyüten luplarla taşın tacına bakmalıyız. Taşın yüzeyinden yansıyan spot ışıkları taşın içini görmemizde yeterli değildir. 10 kattan fazla büyüten luplar da mevcuttur ancak bunlar berraklık incelemesinde kullanılmaz. İnceleme kriterleri 10 kat büyüten luplara göre belirlenmiştir. Daha fazla büyüten luplarla bakıldığında içindeki izler göze daha büyük geleceğinden berraklık konusunda daha alt sınıfta zannedilebilir. Taşa tacından bakılmasının mantığı ise pırıltının taçtan olması, o ışıltı arasında izlerin görülme derecesine göre sınıflandırılmasından dolayıdır. Taşa külahtan bakıldığında ışık oyunlarından uzak olduğu için aynanın içinden bakmak gibi olur ve olduğundan daha kötü görünebilir.

 

Berraklık sınıflarını tanımlayalım

 

LC (Loupe Clean) – Lup Temizi

10 kat büyüten lupla bakıldığında içinde ufakta olsa bir izle karşılaşılmayacak kadar temiz taşların olduğu sınıftır. Adı lupla bakıldığında tertemiz göründüğünden lup temizidir. Avrupa merkezli kuruluşlar tarafından kullanılan terimdir, berraklığın en üst sınıfıdır.

 

FL (Flawless) – Kusursuz

Lup temizi ile aynı sınıftır, Amerikan merkezli kuruluşlar tarafından kullanılan terimdir.

 

IF (Internally Flawless) – İçi Kusursuz

10 kat büyüten lupla bakıldığında hiçbir şey görülmez. Bu sınıfı Kusursuz (FL) den ayıran ise mikroskopla bakıldığında taşın içinde bir şey görülememesi sadece yüzeyinde dış kusurlar olmasıdır.

 

VVS (Very Very Slightly Included) – Çok Çok Hafif İzli

Bu sınıfa ait olan taşları 10 kat büyüten luplarla incelediğimizde izlerin varlığını anlık olarak görebileceğiz ve kesinleştiremeyeceğiz. Mikroskop altında inceleme yapılmadan bir taşın VVS sınıfında olduğu söylenemez. VVS içinde 1 ve 2 olmak üzere ayrılır. 1 numara bir üst sınıfa yakın berraklıkta olana, 2 numara alt sınıfa yakın olana verilir.

 

VS (Very Slightly Included) – Çok Hafif İzli

VS taşlar, 10 kat büyüten luplarla bakıldığında ya göze küçük gelecek boyutta izler bulunduracak ya da taşa ilk bakışta görünmeyen uzun ve dikkatli inceleme sonucunda fark edilecek izler olacaktır. Bu sınıfı VVS ten ayıran, lupta şüpheye yer bırakmadan tespit edilebilmesidir. Ticareti sıkça yapılan taşların temiz sınıfıdır. Bu da aynı şekilde ikiye ayrılır.

 

SI (Slightly Included) – Hafif İzli

Bu sınıfta olan taşlara ise lupla baktığımızda çok rahat bir şekilde içindeki izleri görmemiz gerekir. Piyasada ticareti yapılan taşların orta sınıfıdır. Aynı şekilde içinde 1 ve 2 olacak şekilde ayrılır. Bildiğimiz üzere berraklık konusunda yorum farklılıkları olmaktadır. En sık karşılaşılan SI 2 ile I 1 arasındaki görüş farklılıklarıdır ve ciddi bir fiyat farkı olduğu için de SI 3 diye bir geçiş sınıfı oluşturulmuştur. Bunu EGL (European Gemological Laboratory) gibi sayılı laboratuvarlarda ve dünyaca kabul gören RAPAPORT fiyat listesinde görebilmekteyiz.

 

I (Included) / P (Pique) – İzli

Kabaca tanımı, lup kullanmaya gerek kalmadan çıplak gözle bile görülecek izler bulundurmalarıdır. Amerikan merkezli kuruluşlarda I (included), Avrupa merkezli kuruluşlardaysa P (pique) diye adlandırılır. Bu sınıf içinde üçe ayrılır.

 

 

Pırlantanın 4C'si – Color (Renk)

 

Elmasın kimyasal formülü saf karbondur ancak içinde cüzi miktarda başka elementler bulunmaktadır, bu oran on binde bir ile yüz binde bir arasında değişmektedir. İçinde bulunan farklı elementler elmasta renklenmeye neden olmaktadır. Karbonların arasında en fazla azot (nitrojen) bulunmaktadır. Azot pırlantaya sarı rengi veren elementtir. Bu nedenle de doğada bulunan elmasların büyük çoğunluğu beyazdan sarıya doğrudur. Ender olarak bulunsa da gökkuşağının her tonunda elmasla karşılaşılabilir ve bunlara fantezi renkler denilmektedir.

Elmaslar beyazdan sarıya doğru Amerika’da alfabetik simgelerle Avrupa’da ise harflerle birlikte beyazlık seviyesini ifade eden terimlerle tanımlanır.

 

  

Harfli ifadeler telaffuz edilirken Türkçe veya İngilizce okunuşları kullanılabilir özel olarak isim alan ise G (George) “corç” diye J (Jack) “jak” diye okunur.

D – E – F için renksiz (colorless), G – H – I – J için yaklaşık renksiz (near colorless), K – L – M için hafif sarı (faint yellow), N’den R’ye çok açık sarı (very light yellow) ve S’den Z’ye de açık sarı (light yellow) tanımlaması yapılmıştır.

 

 

 

 

Pırlantanın 4C’si – Carat (Kırat)

Elmasın büyük boyları çok daha nadir bulunduğu için bir pırlantanın değerini belirlemedeki en önemli faktör ağırlığıdır. Bildiğimiz gibi elmasın geçmişi çok eskiye dayanır, insanoğlu matematiksel olarak bir ağırlık birimi belirlemeden önce bile bu denli küçük ve hafif taşları ölçerdi. Eşit kollu terazinin bir kefesine elması diğer kefesine ise keçiboynuzu çekirdeği konulurdu. Kaç tanesine denk geldiğine bakılarak tartılırdı. Keçiboynuzu çekirdeği ağırlık bakımından birbirine çok yakın değerlere sahiptir.  Bir rivayete göre “ceratonia” başka bir rivayete göre de “carob” olan çekirdeğin ismi zaman içinde kırat haline gelmiştir.

Ağırlık birimi olarak da gramın beşte biridir. Yani 1.00 gr = 5.00 ct

Literatürde virgülden sonrası “point” yani “puan” olarak geçer, çarşıda ise altından alışılagelmiş olarak “santim” denilmektedir.

0,45 ct = 45 puan = 45 santim